Üşüyen kuşçuk...


İstanbul'da soğuklar kendini iyice hissettiriyor...Soğuk havalarda insanlar, zorunlu olmadığı sürece dışarı çıkmayarak evlerine sığınıyor. Sıcak ve mutlu yuvalarına...

Bu kuşçukta balkonumdaki saksıya sığınmış. O kadar rahat gözüküyordu ki birkaç resim çekmeme bile izin verdi...

Alacalı Kek


2008 yılının bitmesine birkaç gün kaldı. 2008 yılını kendi açımdan değerlendirdiğimde zor bir gebelik dönemi geçirdiğimden dolayı yaşadığım sağlık problemleriyle hatırlayacağım bir yıl olacak belki. 1 senede hayatımda o kadar çok şey değişmişki.. Ben bile değişmişim bir yıl önceki fotoğraflarımla şuanki görüntüm arasında çok ciddi fark var. Doğumdan kalan kilolar bu değişiklikteki en bariz faktör olsa gerek. Bir süre sonra bende diyet yapanlar kervanına katılacak biri olacağım muhtemelen.

Hayatımdaki önemli değişikliklerden bir diğeri ise iş hayatından kopmuş olmam. İlk zamanlar ben evde yapamam sıkılırım diye düşünüyordum ancak kendimi şuan insanlara faydalı olma noktasında daha da doldurarak iş hayatının eksikliğini hissetmiyorum bile. Hatta çalışma hayatı bana şuan çok ağır ve üstesinden gelinemez gibi geliyor. En zor kısmıda kızımdan uzun saatler ayrı kalmak ve birilerine emanet etmek olurdu sanırım. Artık çalışmayan ama aktif olan bir ev hanımıyım.

2008 yılının benim açımdan en güzel yanı bu yılda ANNE olmuş olmam. Dünya tatlısı bir kız çocuğuna sahip olmak. Anne olmak Allah teala'nın sevimli emanetine sahip çıkmaya çalışmak. Her ne kadar uykularım bölünse de soğuk havalarda dışarı çıkarken iki kere düşünsem de kendime yeterince zaman ayıramasam da işlerimi hep onun uyku saatlerine göre ayarlasam da hasta olduğunda içim parçalansa da bu duygu dünyadaki hiçbir duyguya denk değil bence. Rabbime bana sağlıklı bir evlat vererek bu duyguyu yaşattığı için her zaman şükrediyorum.

== Anne ==
Anne inleyen bir ney, anne hicrandan yumak,
Gözleri buğulu, nemli ve her zaman zâr zâr...
Kaderidir annenin ocaklar gibi yanmak,
Hep hüzünlü eser onun ikliminde rüzgâr.
Kuşlar gibi titrer o güneş yüzlü nevhayâl,
Sîmasında alacakaranlık endişesi...
Her mevsim ayrı bir ızdırap, ayrı bir melâl;
Dilinde özleyişlerin sihirli bestesi...
Sînesi sımsıcak, çehresi de îmâlıdır,
Semtinde herdem bir büyülü râyiha eser.
Duyguyla süzülmüş gözleri hep hummâlıdır,
Altın şakaklarında sarı güller gibi ter.
Rahmet-zahmet iç içe... bilmez geçen zamânı,
Ne yazları, ne kışları, ne renkli bahârı,
Ne gurûbu ne de şafağın söktüğü ânı,
Her zaman duman dumandır o nazlı efkârı...
Bir kuluçka gibi sancılı gecelerinde,
Hep şefkatle çarpan kanat sesleri duyulur...
Amansız hislerin öldüren pençelerinde,
Yüreği bir matkap salınmış gibi oyulur.
Elemi çok olsa da şekvâsı işitilmez,
Bir Eyyûb sabrıyla göğüsler hiç-olmazları...
Onda ızdırap bitmez, acılar dinmek bilmez,
Sönmeyen bir azimle aşar aşılmazları.
Kanmaz aslâ sevmeye, O sevgiye susuzdur,
Şâire "su" dedirten hisle "evlât" der inler.
Herkes derin uykularda iken o uykusuzdur,
El açar Yaratan'a balalarını diler...
Yürüdüğü yol, onun hislerinin yoludur,
Durmaz, bir süvâri gibi yürür dolu dizgin...
O, yeryüzünde en ululardan uludur,
Sînesi meleklerin sînesi kadar engin

...................................................
M. Fethullah Gülen


Şiirdeki ızdıraplı anne portresi gibi sadece kendi evlatlarımızı yetiştirmek değil nesli yetiştirme ızdırabıyla dolup taşmak duasıyla..

Evet maksadım alacalı kekin tarifini vermekti ancak konu fazlasıyla dağıldı.

Malzemeler:
2 adet yumurta
1 su bardağı şeker
Yarım su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı ılık süt
1 paket kabartma tozu
2,5 su bardağı un

Kakaolu kısım için
2 yemek kaşığı kakao
2 yemek kaşığı süt
2 yemek kaşığı sıvı yağ

Hazırlanışı
Yumurtalar mikserde beyaz köpük haline alıncaya kadar çırpılır, şeker ilave edilerek çırpılmaya devam edilir. Ilık süt ve yağ eklenip çırpıldıktan sonra karışıma un ve kabartma tozu eklenerek bir tahta kaşık yardımı ile karıştırılır. Karışımın yarısı, yağlanmış ve unlanmış kalıba dökülür. Kalan yarısının içine kakao, 2 yemek kaşığı süt ve yağ eklenerek mikserle karıştırılır. Kakaolu karışım, sade karışımın orta kısımlara doğru dökülür. Bunun ardından sade karışımı, kaşık ile kakaolu karışımı örtecek şekilde kapatılır.

NOT: Kakaolu karışımın içine konulan süt ve yağ, bu kısmın çikolata kıvamında olmasını sağlıyor...

Et Haşlama


Kurban bayramı sonrası ihtiyaç duyulacak bir tarif olduğunu düşündüm. Annem genelde et haşlamayı sade şekliyle yapardı ben sebzeli olarak denedim.

Malzemeler:
- 3-4 parça kemikli et (ben birazda kemiksiz parça et ekledim)
- 3 adet patates
- 2 adet havuç
- 2 adet soğan veya 10-15 adet arpacık soğan
- 3-4 diş sarımsak
- Tane karabiber, tuz

Hazırlanışı:
1) Etlerin fazla yağları temizlenir, yıkanır ve düdüklü tencereye dizilir. Üzerini kapatacak kadar kaynar su eklenir. 25-30 dakika kadar düdüklü tencerede pişirilir.
2) Bu arada patatesler soyulup büyük boy ise 4 parçaya küçük boy ise iki parçaya bölünür. Soğanlar temizlenip bütün halde veya 2 parçaya ayrılır. Sarımsaklar dişleri bütün olarak temizlenir. Havuçlar soyulup 3 parmak kalınlığında verev şekilde doğranarak sebzeler hazırlanmış olur.
3) Düdüklü tencerede 25-30 dakika pişen etlerin kapağı dikkatlice açılır. Bu aşamada isterseniz daha sonra kullanmak üzere et suyundan biraz alıp yerine kaynar su ekleyebilirsiniz ben öyle yaptım. Sebzeler tencereye eklenir, tuz ve tane karabiberler ilave edilir 10 dakika daha pişirilir. Servis yapılırken limon ve toz karabiber tavsiye edilir.

Kültür Mirasımıza Uymayan Tv Programı: "YEMEKTEYİZ"

Son günlerde Show Tv ekranlarında yayınlanan ve reyting rekorları kırdığı söylenen programı birkaç kez izleme imkanı buldum. Format olarak gerçekten çok güzel. Aynı program Avrupa'da da en çok izlenen programlar arasındaymış. Show Tv bu programı biraz bizcesine uygun olarak kopyalasa daha başarılı olabilirdi diye düşünüyorum.

Programa 5 yarışmacı katılıyor ve hergün bir yarışmacının evine diğerleri konuk oluyor. Ev sahibi belirli saat aralıklarında alışveriş yapıp mükellef bir sofra hazırlayarak misafirlerini ağırlıyor. Misafir yarışmacılar kendilerince çeşitli kriterlere göre ev sahibini puanlamaya tabi tutuyor. Dediğim gibi format gerçekten çok güzel. Fakat bu süreçte yaşananlar misafirlik ve ev sahibeliği açısından hiç güzel örnekler teşkil etmiyor.

Örneğin; Bizim kültürümüzde önümüze sunulan yemek ne kadar kötü olursa iğrenç denmez hele de ev sahibinin suratına; yemek koklanıp veya tadılıp surat ekşitilmez; daha da kötüsü gidip mutfaktaki çöp kutusuna çıkartılmaz. Bu hem o yemeğe verilen emeğe hem de nimete nankörlüktür; bu bir yarışma dahi olsa sonuç değişmez!

Sofrada çok gereksiz tartışmalara giriliyor ve eleştiri adı altında ev sahibi yerden yere vuruluyor. Sırf puan kırmak için yemeklerde kusurlar aranıyor ve nedense hiçbirşey yarımacıların damak tadlarına uymuyor :)) Ev sahibi de misafirini masadan rahatça kovabiliyor.

Şimdilerde bayanların da çalışmasıyla çok nadirleşen evlerde misafir ağırlama bir de böyle programların etkisiyle iyice dejenere olmamalı bence... Çocuklar nasıl misafir olunması gerektiğini ve eve gelen misafirlere nasıl davranılacağını bu programlardaki gibi sanmamalı...

Misafirin yeri apayradır bizde... Anadolu en misafirperver coğrafya olarak bilinir ve halen öyledir.

Bu kültür mirasımıza sahip çıkarak gelecek nesile eksiksiz bir şekilde aktarmalıyız.

Kurban Bayramı


"O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes." (Kevser Suresi 2. ayet)

Müslümanların Kurban Bayramını tebrik ederim. Kestiğiniz kurbanların, Allah'a olan kurbiyetinizi arttırması temennisiyle...

FOTO: Flickr
 

Elmalı Turta Template by Ipietoon Cute Blog Design